Ara

Orta Vadeli Plan ve Türkiye Ekonomisinde Makroekonomik Göstergeler

Programda yıl sonu enflasyon hedefi rasyonel bir görüşle birlikte 15.9 gerçekleşeceği tahmin edilmiş olup bu oran yıl sonu için gayet makul durmaktadır. Zira Yaz aylarında turizm sayesinde kapanan dış açık ve pek oynaklık göstermeyen döviz kuru, bayram ikramiyeleri ve okul harcamaları gibi tüketici harcamalarında görülen artışlar enflasyonda oranında düşüşe yol açmışsa da bu düşüş trendini kış mevsiminde de beklemek pek rasyonel bir görüş olmayacaktır.


Özellikle Suriye harekatı sonrası olası yaptırımlar ve döviz kuru oynaklıkları enflasyonun tek haneye inmesini önleyebilir. Ayrıca turizm gelirlerinin ve tüketim harcamalarının azalacağını da hesaba katarsak enflasyonun tek haneye inmesini beklemek pek olası değildir. Bu yüzden Orta Vadeli Plan Kapsamın’da bahsedilen yıl sonu enflasyon ortalamasının yüzde 15.9 tahmini YEP programına olan güveni bir nebzede olsa arttırabilir.

2020 ve 2021 yılında tek haneli enflasyon hedefleri ise bazı şartlara bağlı olarak gerçekleşme olasılığı yüksek. 2020’de enflasyonda beklenen yüzde 9.8 lik oranın gerçekleşebilmesi ve tek hanelere inebilmesi için ilk önce döviz kurunda istikrarın sağlanması çok önemli. Döviz kuru istikrarı Türkiye'ye uygulanması beklenen ABD yaptırımları nedeniyle ABD ile ilişkiler önemli bir yere sahip.


Eğer döviz kurunda bir istikrarın sağlanması, sıkı maliye politikasıyla birleşir ve dışarıdan sağlanacak sıcak para sayesinde konkordato ilan etmiş şirketlerin borcu yeniden yapılandırılırsa enflasyonu 2020 ve 2021 yıllarında tek haneye inmiş olarak görebiliriz.


Kamu Maliyesi

Kamu maliyesi 2019 yılında düşen tüketici harcamalarını canlandırmak için harcamalarını arttırmış ve ekonomiyi canlandırmak için de vergi teşvikleri uygulamıştır. Bu harcama ve teşvikler ekonomiyi bir müddet canlı tutsa da asıl yapılması gereken hastayı canlı tutmak değil hastayı kurtaracak muayene şeklini bulmaktır. Zira yapılan harcamalar ve teşvikler bir süre sonra devlete bütçe açığı artışları olarak geri dönmüştür.

Orta Vadeli Plan Kapsamın’da maliye politikasında birinci amaç ise sıkı maliye politikası uygulayarak oluşan bütçe açığını tekrardan azaltmaktır. Programda da görüleceği gibi 2018 yılında 2.4 olarak görülen bütçe açığı, 2021 yılında 1.6’ya kadar indirileceği belirtilmiştir.

Ancak sıkı maliye politikasının olumsuz yanı ise vergi teşviklerinin ve harcamaların azaltılması ekonomik canlılığın azaltılması demektir. Aslında devleti büyük bir tüketici olarak görürsek sıkı maliye politikasına gitmesi harcamaları düşüreceğinden şirketler üzerindeki satış baskısını arttırabilir. Diğer bir nokta ise sıkı maliye politikasının uygulanması, düşük bir büyüme oranın süreceği anlamına gelecektir.



Mali disiplin, Orta Vadeli Plan kapsamında dengeleme sürecinin en temel destekleyicisi olacaktır. Yapılacak olan tasarruflar ile yapısal değişikliklerin kalıcı hale gelmesi Kamu Maliyesi Dönüşüm ve Değişim Ofisi tarafından sağlanacaktır. Bunun sonucu olarak Orta Vadeli Plan kapsamında önümüzdeki 3 yıl için bütçe açığının milli gelire oranının %2’nin altında olması ve faiz dışı fazlanın dönem sonunda milli gelirin %1’ini aşması hedeflenmektedir.


Büyüme ve Cari Açık

2019 yılında beklenen yüzde 2.3’lük büyüme hızı 2020 yılında yüzde 3.5 ve 2021 yüzde 5.0 olarak tahmin edildiğini görmekteyiz. Döviz kurundaki istikrar ve faiz indirimleri siyasi istikrarla birleşirse (ABD ile ilişkiler ve yaptırımlar) büyüme hızının tekrar artacağını beklemek doğaldır. Ancak programda belirtilen cari açığın giderek düşmesi, büyüme hızını göz ününe alırsak pek rasyonel gözükmemektedir.



Zira Türk ekonomisi cari fazlayı ihracat arttığı için değil alım gücünün düşmesi ve ekonominin yavaşlaması sonucu ithalatın düşmesine bağlıdır. Zira Türk ekonomisi yapısal nedenlerden dolayı ithalatının yüzde 70’i üretimde kullanılan ara ve yatırım mallarından oluşmaktadır.

Dolayısıyla TL’nin değer kaybetmesi maliyetleri arttırdığı için ara ve yatırım malları ithali düşmüş ve yaz ayında yaşanan turizm geliri sayesinde de cari açığın kapanmasına yardımcı olmuştur.


Ancak programda yerli üretimin arttırılacağı ve ihracat oranın yükseltileceği açıklanmışsa da bu gelişmelerin kısa vadede sonuç vermesi zor gibi gözüküyor Bu yüzden şu an yaşanacak olası büyümenin tekrardan ara ve yatırım malı ithalına arttıracağı için programda belirtilen cari açığın kapatılması pek rasyonel bir görüş olmayacaktır.

Döviz kuru istikrarı, şirket kredilerinin yapılandırılması, tüketici harcamalarının artması ve büyüme oranlarının artması nedeniyle işsizlik azalmaya başlayacaktır. Üretim canlandığı

İstihdam

takdirde şirketlerin üretimi arttırması sonucu yaşanacak istihdam artışı işsizliği azaltan bir etmen olacaktır.

İşsizlikle mücadele programında okul-sektör işbirliğinin arttırılması ve genç işsizlik oranını azaltıcı politikalar kısa vade de olmasa da orta uzun vadede işsizliğin azaltılmasında ciddi bir katkı sağlayacaktır.



SONUÇ

Programın başarılı olmasındaki en büyük katkı döviz kurunun istikrarlı olmasından gelmektedir. Döviz kurunun istikrarı sağlanabilirse faiz oranları düşürülebilir, ekonomik güven sağlanabilirse tüketici harcamaları artabilir ve şirketlere sağlanacak destekle birlikte ekonomide bir geri toparlanma görülebilir.


Orta Vadeli Plan programının başarılı olmasının en büyük şartlarından biri istikrarlı döviz kuru ve finansal istikrar sonucu oluşacak ekonomik güvendir.


haayat.com - Uğur POLAT - ugurpolat604@gmail.com 

#ekonomi #bütçe #büyüme #türkiye #enflasyon

62 görüntüleme

Hayata ve yaşama dair, sağlık, dizi, film, anne, hamilelik, çocuk, bebek, yemek, ekonomi, bilim, teknoloji, spor, satranç, hayvanlar, kadın, erkek ve daha niceleri hakkında merak edilen tüm içerikler haayat'ta.
İlham ve Yaşam Kaynağınız | haayat

©2020 www.haayat.com

info.haayat@gmail.com

'temizyürek's